Square ve IDEO.org gibi şirketlerden sonra, kariyerine Facebook’ta Design Program Manager olarak devam eden Michelle Morrison ile Keynote olarak katılacağı UXistanbul’17 ve tasarım kültürü üzerine konuştuk. 21 Şubat’ta gerçekleşecek konferansa “Impact and Design Culture” başlıklı Keynote’u ile katılan Michelle; ajanslar, Startup’lar veya kurumsal şirketlerde tasarım kültürü geliştirmenin aşamalarını Airbnb, IDEO, Twitter ve -elbette- Facebook’tan gerçek örneklerle anlatacak.

“Sadece şirketlerin değil, ülkelerin de tasarım kültürlerini oluşturmaları gerekiyor.”

Merhaba Michelle, bize kendini tanıtır mısın?
Merhaba. Halen Facebook’ta Tasarım Programı Müdürü olarak çalışıyorum. Kariyerimin önceki dönemlerinde Square ve IDEO.org gibi şirketlerde finansal ürünler geliştirilmesinde görev aldım. Tasarım ve etrafımızdaki dünyayı nasıl şekillendirdiği benim için adeta bir takıntı.

Facebook’taki görevine ek olarak, ABD’deki “Designers + Geeks” topluluğunun da yöneticileri arasındasın. Designers + Geeks hakkında bizi bilgilendirir misin?
Designers + Geeks, tasarım, sanat ve teknoloji ile ilgilenenler için oluşturduğumuz bir topluluk. Her ay, ilginç konuları ele alan konuşmacıların katıldığı etkinlikler düzenliyoruz. Sadece birkaç yıl içinde, 20 bini aşkın kişinin yer aldığı büyük bir topluluk olmayı başardık. Tıpkı UXistanbul’un yaptığı gibi, bir parçası olmak isteyeceğimiz toplulukları oluşturacak güce sahip olduğumuza inanıyorum.

UXistanbul etkinliğinde yapacağın konuşmanın içeriğinden söz eder misin?
Konuşmamın başlığı “Etki ve Tasarım Kültürü”. Tanım olarak kültür, kolektif insan düşünsel başarısının tezahürüdür. Tasarım dünyasında, kültür renk paleti ya da tercih edilen yazı tipi değildir. Tasarım kültürü, değerleriniz ve düşüncelerinizle nasıl hareket ettiğinizin bir sonucudur. Ben de konuşmamda, tasarımı kültürünü inşa etmenin aşamalarını değerlendireceğim ve Silikon Vadisi’ndeki farklı şirketlerin konuya yaklaşımı hakkında UXistanbul katılımcılarına aktarımda bulunacağım.

Genel hatlarıyla, tasarım kültürü nedir?
Tasarım kültürü, tasarımdaki hareketlerinize yön veren düşünce sistemidir. Bu, metodoloji, çalışmalarınızın arkasındaki karar verme süreçleri, tasarım yoluyla iletişim kurduğunuz değerler ile çözdüğünüz sorunlar ve çalıştığınız insanlarda gördükleriniz anlamına gelir. Kısacası, tasarım kültürü, eylemlerinizin düşüncelerinizi nasıl yansıttığıdır.

Bir kurumda tasarım kültürü oluştururken ne tür dinamiklerden söz edilebilir?
Kurumun ölçeğinden bağımsız olarak, tasarım kültürü oluşturmanın bileşenlerini iletişim, güç dinamikleri ve organizasyonel tasarım olarak sıralayabiliriz.

Tasarım kültürü inşa ederken, startup’lar, ajanslar ve şirketler açısından belirgin farklardan söz edilebilir mi?
Evet, biraz. Kültürün temel bileşenleri aynı olsa da ekibin boyutu ve çalışma modelleriyle ölçeklendirilir. Örneğin, ajans modeli müşteri ilişkileri etrafında kurulurken, şirketlerin müşterileri ile farklı bir ilişki türü vardır. Bu iki model, kültürü etkileyen karar vermede doğal olarak farklı yöntemler gerektirir.

Tasarım kültürü oluşturmak sonu olmayan bir yolculuk mudur yoksa tamamlanabilir bir süreç midir?
Silikon Vadisi’nde, büyümeniz durduğunda “öleceğinize” dair yaygın bir inanç vardır. Bu şirketler, ürünler ve kültür hakkında söylenebilir. Ben, şirketiniz büyüdüğü sürece kültürünüzün de onunla birlikte ölçeklenmesi gerektiğine inanıyorum. Bu, herkesin kendisini eleştirdiği, sürekli iyileştirmeye yatırım yapılan ve birlikte çalışılan insanlar için sistemlerin bir düzene konması anlamına geliyor.

Square’de çalışırken, şirketin 100 olan toplam çalışan sayısının 2 bine çıktığına tanıklık ettim. Şirket genelinde her hafta tasarım, ürün ve büyümeyi tartışmak için toplantı yapmak bir ritüel halini almıştı. Açılış konuşmasından kilit noktalara kadar, bu toplantılardaki tüm temas noktaları önceden tasarlanırdı. Bu toplantılar, tüm şirketin paylaştığı ortak bir kültür dili oluşturulmasına yardımcı oldu.

Şu an Facebook’un tasarım programlarını yönetiyorum ve işe yeni girenlerin Facebook yolculuklarının başlangıcından itibaren onlarla çalışıyorum. Her hafta büyük sınıflarda, değerlerimize, uygulamalarımıza ve sorumluluklarına uygun olarak yeni çalışma arkadaşları yetiştiriyoruz. Her hafta daha da büyüyen bu programlar, temel tasarım kültürümüzü korumamızı sağlıyor. Her ölçekten ekip tarafından hayata geçirebilecek bu tür ritüeller, yeni fikir ve uygulamalara da kapı açacaktır.

Facebook’ta tasarım kültürünün şirket DNA’sına yerleşmiş olduğunu söyleyebilir miyiz?
Evet, kesinlikle. Facebook’un misyonu insanları birbirine bağlamak. Bu misyon, herkes tarafından ücretsiz olarak kullanılabilir olan araçları oluşturan tasarım kültürüne dönüşüyor ve tasarımın çok önemli bir yer tuttuğuna inanıyor.

UXistanbul konuşmanızda Facebook’a ilişkin yeni şeyler duyacak mıyız?
Evet, şirketimizin nasıl büyümekte olduğu ve dünyada görmek istediğimiz tasarım kültürünü geliştirmek için ne yapacağımız hakkında konuşacağım.

Tasarım kültürü yaklaşımının ülkelere de uygulanabileceğini düşünüyor musunuz? Bundan elde edilebilecek olası çıktılar ve faydalar neler olabilir?
Kesinlikle. Barack Obama’nın 2008 yılındaki seçim kampanyası, bağış kabul etmek için modern tasarımdan ve web teknolojisinden yararlanan ilk siyasi kampanyalardan biriydi. Çalışkan ve hızlı hareket eden bir tasarım ekibi kurarak, fikirlerini iyimser bir kampanyaya dönüştürmeyi başardılar. Bunu doğru insanlar ve destek sistemleri olmadan gerçekleştirmek mümkün değildi.

Tasarım bir ülkenin tümüne uygulanırsa, daha iyi ulaşım sistemleri, oylama araçları, bilgiye erişim ve tümleşik platformlar olur. Arkadaşım Stewart Scott-Curran’ın sözleriyle ifade edecek olursam şunu söyleyebilirim: “Tasarım doğal olarak politiktir. Bu, fikirlerimizi ifade etmek ve geleceğimizin yolunu açmak için bir yöntemdir.”

Eklemek istedikleriniz?
İstanbul’un ve bölgenin tasarım topluluğu ile bir araya gelmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. UXistanbul benim için harika bir öğrenme fırsatı sunuyor ve tasarım konusunda farklı bakış açıları görmeyi umuyorum. Ayrıca Türkiye’nin tarihi mekanlarını ve el işçiliğini de yakından görmeyi çok istiyorum. Lütfen önerilerinizi Twitter üzerinden @michelephant‘a gönderin.

Röportajın İngilizce metnine buradan ulaşabilirsiniz.