Başladığınız kaç projenin rafa kaldırıldığına tanık oldunuz? Fikirlerinizi uygulamayı düşünürken kendi kendinizi kaç defa çürüterek ertelediniz? Bu durumların kökeninde yaratıcı özgüven yer alıyor ve kurumlarda yeşertilmesi ve yaygınlaştırılması zor bir iş olarak görülüyor. Zor kelimesinin yerine maliyetli, imkansız gibi kelimeler de koyduğunuzu duyar gibiyiz. Danışmanlık yaptığımız bir çok kurumda değişim/inovasyon elçilerinin olduğunu görüyoruz ancak kurum kültürü hâline gelmesi için neler gerektiğini deneyimlerimize göre şöyle sıralayabiliriz.

Konuşma Aşamasını Aşabilmek

Aşağıdaki pasaj Creative Confidence kitabından alıntılanmıştır:

Intuit firmasının Tasarım İnovasyon başkan yardımcısı Kaaren Hanson bir kültür değişimine öncülük eder. Büyümesi yavaşlayan firmanın yöneticileri harekete geçmek gerektiğini biliyordur. Şirketin ilk yıllarında yükselişini sağlayan inovasyon döngüsünde katkısı olan Kaaren, bu atılımı yeniden canlandıracak bir şeyler yapmalıdır. Kaaren, Memnuniyet Odaklı Tasarım (Design for Delight) mottosunu ortaya koyar. Şirket dışı bir toplantıda yöneticilerin tam desteğini alır. Ancak bu fikri herkes söz ile destekliyor görünse de bir yıl boyunca “konuşma aşamasını” geçemediklerini görür. Bunun üzerine şirketteki en iyi tasarım düşünüründen 9’unu İnovasyon Katalizörleri adını verdiği bir ekibe aksiyonu tetiklemeleri için dahil eder. Bu kişiler belirli zamanlarını fikir geliştirmeye adarlar. İlk projelerinden birinde ürettikleri fikir ve geliştirdikleri prototip büyük fayda sağlar ve D4D mottosunu hayata geçirirler! Böylece 9 kişilik ekibin kullandığı yaratıcı süreç bulaşıcı hâle gelir ve kuruma yayılır.”

Şirketinizi, harekete geçirmek için neden benzer bir stratejiyi uygulayamayasınız?

Anlatma, Göster

İşinizle ilgili yeni fikirlerinizin kendi not defterinizde saklayarak yitip gitmesini izlemeyin. Fikirlerinizi anlatın, tartışın, doğrulamak için prototipler yaparak fikrinizi görünür kılarak anlatın. Susam Sokağı için uygulama geliştiren bir grup da bunu yaptı. Fikirlerini müşterilerine yazı, rapor veya konsept ekran tasarımı ile anlatacak zamanları yoktu; onlar da dev bir prototip yaptılar. Fikirleri, Kurabiye Canavarı’nı akıllı telefon ekranında okşadıkça etkileşim kurmaktı. İnsan boyutunda kağıttan bir ekran yaptılar ve biri kukla kılığına girdi. Başka biri el jestleri yaptı, bir diğeri ses çıkarırken bu mini role-playing videoya kaydedildi. Bu video kaydını sunarak fikirlerini aktarabildiler.

Fikirleri anlatmanın hızlı ve kreatif yollarını bulmaktan ve uygulamaktan çekinmeyin. Ekibinizi de bu yaklaşımı uygulamaları için yüreklendirin. Başta çok zaman-kaynak gerektiriyormuş gibi görünebilir, ama zaten beklerken doğacak fırsat maliyeti bile tüm bunların üzerindedir.

Farkına Varmak

Yaratıcı düşünce veya inovasyon sıklıkla gerçek sorunun veya ihtiyacın ne olduğunu fark ettiğiniz ve sorunu çözmeye başladığınız “A-ha!” anında gerçekleşir. “Yaratıcı aktiviteler bizim işimiz değil” veya “biz yeterince yaratıcı olamayız” gibi önyargılardan kurtulmak, gerçek inovasyon fikirlerinin masa başında değil, gözlem yaparak keşfedilebileceğini unutmamak gerekir. Ekipler bizlere inovatif fikirlerin doğmadığından şikayet ediyorlar ama günlük aktivitelerini incelediğimizde gerçek müşterilerini ve kullanıcılarına neredeyse hiç dokunmadıklarını veya onlara doğru yöntemlerle dokunmadıklarını görüyoruz.

Geliştirme alanlarının farkına vardıkça veya farkına varma yöntemlerini öğrendikçe; inovasyonel düşünce kıvılcımlarının çaktığını göreceksiniz.

Şirketinizin inovatif olmamasından şikayet etmektense, bu gibi önerileri hayata geçirerek o kıvılcımı kendiniz çakabilirsiniz.

Özge Sevindir
UXservices- Kıdemli UX Tasarımcısı